NEYDİK? NE OLDUK?

NEYDİK? NE OLDUK? NE OLACAĞIZ?
Eskiden çiftçinin, işçinin, esnafın borcunu silen HALKÇI DEVLET vardı.
Şimdi zenginin borcunu silen, çiftçinin traktörünü, tarlasını haciz eden KAPİTALİST DEVLET var.
1953’te 20 milyonluk nüfusumuzdan aldığı vergilerle Atatürk Havalimani yapan,
1973’te 37 milyonluk nüfusumuzdan aldığı vergilerle Boğaz Köprüsü yapan, (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ve diğer hava alanlarını saymıyorum) devlet hastaneleri, yollar, tüneller yapan MİLLİ DEVLET vardı.
Şimdi 80 milyondan aldığı vergilerle kendi yapmayıp, yap işlet modeli, fahiş fiyata, üstelik dolar garantili köprüler, hava alanları, yollar, hastaneler yaptıran GAYRI MİLLİ DEVLET var.
Eskiden devletin harcamalarını denetleyen Sayıştay, az da olsa yolsuzlukların üzerine giden, yargısı ile tam olmasa da HUKUK DEVLETİ vardı.
Şimdi dünyanın en büyük adliyelerine sahibiz ama yolsuzluğu söyleyeni ocu, bucu diyerek içeri atan, yolsuzluğun üzerini örten, hakkın değil iktidarın emrinde, mahkemelerin ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bile uygulanmadığı HUKUKSUZ DEVLET var.
Eskiden her ne kadar parti başkanlarının aday gösterip seçtirdiği olsalar da yine de halkın sesi olmaya çalışan milletvekillerine ve yasama yetkisine sahip TBMM’si olan ve en azından herkesin fikrini açık açık söylediği bir CUMHURİYET DEVLETİ vardı.
Şimdi halkın bildiğini söyleyenin bile cezalandırıldığı, belli bir zümrenin dokunulmaz olduğu, noter görevi gören TBMM’si olan SALTANAT DEVLETİ var.
Eskiden Anayasa’da yazdığı gibi ULUS DEVLETTİK.
Şimdi okullardan andımızı kaldırıp, resmi kurumların tabelalarından TC’yi çıkartıp, kültürümüzü ve demografik yapımızı bozacak on iki milyon yabancıyı bilerek ülkeye sokup, KARMA TOPLULUKTAN OLUŞAN, SALTANATLA YÖNETİLEN BİR DEVLET var.
Eskiden eksikleri olan, ezbere dayalı, beğenmediğimiz eğitim sistemi vardı.
Şimdi dindar gençlik yetiştirmeyi amaçlayan, bilimden uzak, içi boşaltılmış, dünyanın en kötü eğitim sistemimiz var.
Eskiden siyasilerimizin söylemleri ölçülüydü, her şeye rağmen bir kalite vardı, liderler halkın önünde bir araya gelir, ülke meselelerini medenice tartışırlardı, doğal olarak bu halka da yansırdı.
Şimdi bir araya gelip halkın önünde memleket meselelerini tartışma yok, uzaktan mahalle kabadayıları gibi ocusun, bucusun, hakaret, küfür gırla. Tabi doğal olarak bu da halka yansıyor, evde, trafikte, sokakta millet birbirini boğazlıyor.
Eskiden dengeli ve ilkeli dış politikamız vardı.
Şimdi keyfe keder, bol zikzaklı, ilkesiz dış politikamız var.

Sonuç;
Devletin satılacak her şeyini satıp, ağır vergilerle toplanan tüm gelirlerini saraylara, camilere, iktidarın propagandasını yapan medyaya, diyanete ve yandaşa har vurup harman savurup, üstüne sürekli borçlanarak batan ekonomiyi faiz sebep enflasyon sonuç gibi saçma sapan fikirlerle kurtarmaya çalışıp, bunu nasa bağlayıp, sonra pas diyerek geçiştirmek gerçekleri değiştirmez maalesef. Devletimizin kurumsallığı gibi ekonomisi de battı. Yapılan araştırmalara göre milletin yüzde altmışından fazlasının yetersiz beslendiği söyleniyor.
Bir an önce adayları millet tarafından belirlenmiş, milletin seçtiği millet vekillerinin olduğu, millet adına devletin her kurumunu denetleyen ve millet menfaatine yasalar yapan TBMM’yi, geçmiştekiler dahil devletin her kuruşunun hesabını soracak güçlü adalet sistemini, bilimi şiar edinen, ahlaklı, vatansever gençlik yetiştirecek çağdaş eğitim sistemini, milli tarımı, milli teknolojiyi, milli sanayi politikalarını oluşturmazsak çok yakın gelecekte 1923’te kurulan bağımsız TC Devleti kalmayacak, adı belki Türkiye olan, Emperyalist Kapitalistlerin köleleştirdiği bir sömürü devleti olacağız.

Mehmet Yılmaz

Mehmet Yılmaz

Vatanını Sevenler Federasyonu Genel Başkanı

%d blogcu bunu beğendi: