Adnan Menderes Gerçeği !!!

İkinci Dünya Savaşı sebebiyle çok partili sisteme geçmek 1946 yılında mümkün olmuştur. İkinci parti olarak kurulan Demokrat Parti, Celal Bayar başkanlığın da 1946’da girmiş olduğu ilk genel seçimi kaybetmiş 1950’de yapılan genel seçimleri % 52.7 oyla kazanmış yanlış yapılmış seçim kanunuyla meclisteki sandalye sayısının % 85’i 408 milletvekilliğine sahip olmuş, CHP ise 69 milletvekilliği alabilmiştir.

Akabinde Celal Bayar Cumhurbaşkanı olup Adnan Menderes’i Başbakan yaparak ülkenin yönetimini ele almışlardır.

Seçimler sırasında, ve seçimden sonra ABD tarafından desteklenen DP, ABD’den alınan yardımlarla, kredilerle popülist yatırımlar yaparken diğer yandan Dini propagandalarla halkı yumuşak karnından vurarak, Atatürk devrimlerinin altını oymaya başladı.

1957 seçimlerinde Gaziantep’te radyo ve gazetelerin önce CHP’nin zaferini ilan etmesi, daha sonra “köyden gelen oylar” ile seçim sonucunu DP’nin zaferi olarak değiştirilmesi, CHP’nin itirazı üzerine oy pusulalarının getirildiği Gaziantep Adliyesi binasının oy pusulalarıyla birlikte yanması, kanun tanımamazlığın ilk örnekleri olarak kendini gösterdi.

Kanun tanımamazlığa verebileceğimiz bazı örnekler:

Adnan Menderes 6 Eylül 1958’de Balıkesir mitinginde yaptığı konuşmada muhalefeti eleştirerek ”İdam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya” diyerek tehdit etmesi,
Muhalefet lideri İnönü’nün 29 Nisan’da Uşak’a yaptığı ziyaretinin önce İçişleri Bakanının emriyle Uşak valisinin engellemeye çalışması, daha sonra 1 Mayıs 1959’da kalabalık bir grubun saldırısına uğraması ve atılan taşla yaralanması,İsmet İnönü’nün 4 Mayıs’ta Yeşilköy Havalimanı’ndan şehir merkezine giderken Topkapı’da trafik müdürü tarafından durdurulması ve sonra bir güruhun saldırısına uğraması,
CHP’lileri taşıyan otobüslerin Çanakkale ve Denizli’de taşlanması,İnönü’nün içinde bulunduğu trenin 2 Nisan 1960’da Kayseri’ye giderken, valinin emri ile kente girişi engellenmek üzere Himmetdede İstasyonu’nda durdurulması,

1960 başlarında basında sansürün artık dayanılmaz hale gelmesi üzerine, gazetelerin sansür nedeni ile beyaz sayfalarla çıkıyor olması,

18 Nisan 1960’da CHP’yi ve basını soruşturmak üzere TBMM’de Tahkikat Komisyonu kurulması ve Tahkikat Komisyonu’na geniş yetki tanıyan Tahkikat Encümeni Salahiyet Kanunuyla,TBMM’de gazete ve dergilerin “yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı” faaliyetlerini inceleyerek meclise bildirmek için Ahmet Hamdi Sancar başkanlığında kurulan bu Tahkikat Komisyonu’nun meclis ile ilgili bütün neşriyatı yasaklaması, Cezaevlerinin tutuklu gazetecilerle doldurulması,

Sendikacılığın tehlikeli sayılarak yasaklanması,

Köy Enstitülerinin kapatılarak, mezunlarının süründürülmesi,

DP’ye oy vermeyen Kırşehir ilinin ilçe yapılması,

Üniversitelerin özerkliğinin ayaklar altına alınması, hükümetin baskılarına itiraz eden Üniversite öğretim üyelerinin Başbakan Menderes tarafından “Kara cüppeliler” olarak nitelenerek küçümsenmesi,

Menderes’in kendi partisinin milletvekillerine “Ben odunu bile aday göstersem milletvekili seçtiririm” diyerek, milletvekili demenin kendince ne anlama geldiğini açıklamış olması,

Menderes’in kendi parti grubuna “Siz isterseniz hilafeti geri getirirsiniz” demesi,

Cumhuriyet Ordularına “Battal Gazi Ordusu” diyerek “Ben istersem orduyu yedek subaylarla da idare ederim” açıklaması,

Devletin radyosunun iktidar emrine alınarak, “Vatan Cephesi” olayı ile halkın cephelere bölünmeye çalışılması, 22 Mayıs’ta ”haberleşmeye” sansür koyulması, Ankara’da 5 kişinin bir araya gelerek dolaşmasının yasaklanmasına,

18 Nisan 1960’da İnönü’nün “Biz demokratik rejim dedik, siz baskı rejimi kurdunuz Bu, tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz sizi ben bile kurtaramamam” diyerek uyarıları karşısında, 27 Nisan 1960 günkü TBMM toplantısında İnönü’ye 12 oturum toplantılara katılmama cezası verilmesi üzerine kararı protesto eden CHP milletvekillerinin Meclisten polis zoru ile uzaklaştırılması.

Tüm bunlar olurken ABD’den gelen para ve yardımlar artık DP saltanatına yetmemeye başlamış yeni kaynak yaratma arayışlarına giren Adnan Menderes “Madem ki ABD, NATO müttefiklerine haber vermeden Sovyetlerle detant görüşmelerini başlatmıştır, bu ülke ile en uzun sınırı olan Türkiye de önden izin almadan, bu ülke ile normal komşuluk ilişkileri başlatacaktır” deyip, Rusya ile görüşmelere başlar. Tabi bu onu iktidar yapan ABD’nin hiç hoşuna gitmez. Bu da İçeride baskıyla sindirdiği başta TSK olmak üzere kurumları cesaretlendirir ve 1960 İhtilali yapılır Adnan Menderes ve ekibi tutuklanır.

Adnan Menderes mahkemede neyle suçlanmıştı?

Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmek,
6-7 Eylül Olaylarına önceden haberi olduğu halde müdahale etmemek,
Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak,
Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak,
Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak,
Halkı Demokrat İzmir Gazetesi’nin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek,
Kırşehir’in haksız olarak ilçe yapılması,
Yargı bağımsızlığının ihlali,
Tahkikat Komisyonu’nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatılması,
CHP’nin mallarına haksız yere el konulması.

Peki, bunlar idam cezası için yeterli mi?

Bence hiçbir suçun cezası idam olamaz, idama tamamen karşıyım. Fakat Menderes idama karşı mıydı?

Elbette değildi, 1951-1960 yılları arasında kendi hükümetlerinde Menderes, 43 kişinin idam kararına imza attı ve hepsi idam edildi. İdamların en dramatik olanı ise 14 Nisan 1955’te casusluk suçundan idam edilen Hayati Karaşahin’di. İnfazı, Ankara Samanpazarı’nda halka açık olarak yapıldı. Suçu neydi? Rusya için casusluk yaptığı şüphesi (şüpheyle adam asıldı.

Menderes’in başka suçları yok muydu?

Aslında Menderes’in asıl suçları ABD’nin halk üzerindeki imajı zarar görmesin diye mahkemelerde gündeme gelmeyenlerdi.

Bunlar:
1951 yılında Menderes hükümeti Kore Savaşına ABDnin çıkarlarını korumak için Türk askeri göndererek bine yakın vatan evladının Şehit olmasına, binlercesinin yaralanmasına sebep oldu.
1952’de NATO yu ülkemize sokup NATO’nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kurdu.Yanı (Ecevit’in ve Özal’ın kontrgerilla, gladyo dediği; şimdilerde ise Fetö dediğimiz yapı)yı
1954 yılında ABDnin isteği ile yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi.
Tek parti döneminde kurulan traktör ve basma fabrikaları özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları söylenerek kapatıldı.

Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapatıldı.

Cezayir kurtuluş savaşında Menderes hükümeti Fransa’yı destekledi.
1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkûm oldu.
“Tahkikat Komisyonu’nu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti. Komisyon 5 kişiden fazla yan yana yürümeyi bile yasakladı.
İsmet İnönü’ye 12 oturum meclisten men cezası verildi
Turan Emeksiz, hükümete karşı İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü. Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı.
Hukukun üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker, Yargıtay Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök, Yargıtay Üyeleri Melahat Ruacan, Kamil Çoşkunoğlu, Faik Uras ve ilhan Dizdaroğlu, görülen lüzum üzerine re’sen aynı gün emekliye sevk edildiler.

ABD nin isteğiyle
Köy enstitülerini kapattırdı milli eğitimi ABD ye teslim etti.

Adnan Menderes’in asıl suçlarının mahkemede kayıtlara girmemesi ve daha sonraki iktidarlar dönemlerinde ABD korkusu veya oy kaybetme korkusu yüzünden millete anlatılmaması, bugün hala ABD’nin bizi mandası yapmak için Demokrat Parti hükümetine verdiği destek, yardım, hibe ve kredi paralarının fakir, fukara köylünün gönlünü almak için kullanılmış olması “Siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz” yaklaşımıyla insanlarımızın kutsal duygularını kullanılmasıyla
doğan Menderes sevgisine Menderesin asılmasının merhametli Milletimizin duyguları da eklenerek Menderes sevgisi bilhassa hilafetci, tarıkatler, cemaatler, Din tüccarları tarafından artırılarak günümüze kadar bilinçli olarak getirilmiştir.

Oysaki, Adnan Menderes piyon da olsa sonuçta Celal Bayar la ülkemizin, geleceğini satmış vatan hainleridir. Tartışılması gereken asıl Hain Celal Bayar in asılmamış olmasıdır bunun sebebi de DP yı iktidar yapan ABD Menderesı astırtan da ABD’nin olması piyon Menderes asıldı asıl hain Celal Bayar kurtuldu. Sonuçta kuruluş değerlerimizden uzaklaştık.

Milletimizin dün kontrgerilla, gladyo bu gün feto dediği yapıların gerçekte ne olduğunu eğitimde, teknolojide, sanayide, tarım da neden geri kaldığımızı bilmesi aynı şeylerin bir daha yaşanmaması için Milletimize gerçeklerin anlatılması geleceğimiz için hayati önemdedir.

Hainlere dua okunduğu sürece hainler hainlikler bitmez.

Mehmet Yılmaz

Mehmet Yılmaz

Vatanını Sevenler Federasyonu Genel Başkanı

%d blogcu bunu beğendi: